Emek, Barış ve Demokrasi İnadımızdan Vazgeçmeyeceğiz!

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliamının üzerinden tam bir yıl geçti.

“Emek” demiştik o gün; geçtiğimiz bir yıl boyunca iş güvencemiz tırpanlandı, emekçilere bireysel emeklilik sistemi dayatıldı, nice iş cinayetlerinde kardeşlerimizi yitirdik, nicelerimiz darbe fırsatçılığıyla açığa alındık, ihraç edildik, meslek örgütü ve sendikalarımız hedef alındı...

“Barış” demiştik; bir yıldır yasını tamamlayamadığımız patlamalara sahne oldu ülkemiz. Öyle ki, bu toprakların en şen geleneklerinden biri olan düğünlerimiz bile bombalandı. Ülkemiz bugün, sınır tanımayan savaş ve çatışma ortamının bir paydaşı ne yazık ki...

“Demokrasi” demiştik; bir yıldır halkın oylarıyla seçilen yerel yönetimlere atanan kayyumlar, darbe girişiminde bulunan tarikatlar, siyasi örgüt ve parti temsilcilerine reva görülen baskı ve şiddet olaylarının ardı arkası kesilmiyor. Darbe fırsatçılığı, OHAL ve KHK’larla zaten hasta düşürülmüş demokrasinin adeta canına kast ediliyor.

Bugün geldiğimiz noktada o günkü taleplerimizin, dayanışmamızın, birlikteliğimizin önemini bir kez daha kavrıyoruz. 10 Ekim hepimizin yüreğinde tarifsiz bir sızı; ancak geride kalanlar olarak başta yitirdiğimiz arkadaşlarımıza ve sonra çocuklarımıza sözümüz, sorumluluğumuz var: Emek, Barış ve Demokrasi inadımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.

10 Ekim’de yitirdiğimiz tüm arkadaşlarımızı sevgi, saygı ve hasretle anarız. Tüm yaralı arkadaşlarımızın ömür boyu iyilik halini dileriz.

Sözümüzün, inadımızın arkasındayız; bu topraklara Emek, Barış ve Demokrasiyi hep birlikte getireceğiz...