10 Ekim katliamı davası 10-11 Temmuz`a ertelendi

10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde meydana gelen katliamla ilgili 36 kişinin yargılandığı davanın üçüncü seri duruşması 2-3-4 Mayıs 2017 tarihlerinde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi. Duruşmanın son celsesinde ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek  duruşmayı 10-11 Temmuz'a erteledi.

Mahkeme, Ankara Emniyet Müdürü ve diğer görevlilerin bilgilerine başvurulması talebini ve sanıkların katliama kadar kayıt altına alınan iletişim bilgilerinin getirtilmesi talebini reddetti

Müştekilerin beyanlarının alınması sonrası müdahil vekillerinin talebi üzerine 10 Ekim’de düzenlenmek istenen mitingin tertip komitesinden üç kişi tanık sıfatı ile dinlendi. Dinlenen tanıklar miting öncesi Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nde sorumlu amirlerle yapılan güvenlik toplantılarını aktarıp; canlı bomba saldırısı olabileceği yönündeki istihbari bilgilere rağmen miting öncesi gerekli tedbirlerin emniyet tarafından alınmadığını, kendilerine saldırı riski konusunda hiçbir bilgi aktarılmadığını ayrıntıları ile belirttiler.

Bu tanık beyanlarından sonra müdahil vekilleri 10 Ekim Katliamı’nın arkasındaki maddi gerçeğin tam olarak açığa çıkartılabilmesi için Ankara Emniyet Müdürü'nün ve sorumlu emniyet amirlerinin bilgilerine başvurulmasını istediler. Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, saldırının kilit önemdeki faillerinin miting öncesinden mitinge kadar bütün iletişimlerinin kayıt altına alındığı bildirilmesine rağmen; bu güne kadar soruşturma ve koğuşturma dosyasına getirtilmediğini; bu kayıtlar ile kayıtlardan elde edilen bilgilerin ve bu bilgilere dayalı olarak neler yapıldığının olayın ve bütün faillerinin ortaya çıkarılması için için çok önemli olduğunu belirterek getirtilmesini istediler.

Mahkeme, kamu görevlilerinin sorumluluğu konusunda geçen celse savcılığa suç duyurusu müzekkeresi yazıldığını ve bu konuların orada araştırılacağını belirterek talepleri reddetti.

Mitinge yönelik istihbari bilgiler ışığında gerekli önlemlerin alınması halinde, katliamın gerçekleştirilemeyeceğine yönelik çok sayıda bilgi, kanıt ortaya çıkmasına rağmen bu güne kadar hiçbir kamu görevlisi kusurlu bulunarak hakkında dava açılmadı.

Dikkat çekici ifade

Soruşturma aşamasında tutuksuz yargılanan ve ilk kez katıldığı ikinci duruşmada tutuklanan Esin Altıntuğ’un ifadesi dikkat çekti. Altıntuğ, 15 Kasım 2015 günü aynı evde bulunduğu sırada gerçekleşen polis operasyonunda kendini patlatarak öldüğü ileri sürülen 10 Ekim Katliamı’nın planlayıcısı olan eşi Halil İbrahim Durgun’un kendini patlatmış olduğuna inanmadığını söyledi. Esin Altıntuğ, Halil İbrahim Durgun’u teşhis etmesi için morga götürüldüğünde, görmesi için başını omuzlarına kadar açtıklarını, yara izi görmediğini, cesedin parçalanmamış olduğunu, eşinin cebinden çıktığı söylenerek kendisine verilen paraların dahi şaşırtıcı bir şekilde sağlam olduğunu, kan izi vb. izlerin sözkonusu olmadığını söyledi. Altıntuğ, eşinin ölümünün şüpheli olduğunu belirtti.

Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne sorular

Mahkeme, Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı’ndan IŞİD sanıklarının ölümü ile sonuçlanan operasyonlara ilişkin olay tutanakları, ölü muayene ve otopsi raporlarını göndermesini istemişti. Gaziantep Savcılığı ise kendilerinde bu belgelerin bulunmadığı yönünde bir yanıt vermişti. Mahkeme, müdahil vekillerinin talebi üzerine Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı'ndan bu belgeleri yeniden istedi. 

Yine, IŞİD’e depo ve hücre evi kiralamakla suçlanan sanıklardan Suphi Alpfidan’ın görüştüğü ve telefonla irtibat kurduğunu söylediği polisler ile telefon bilgilerine ilişkin soruları da Gaziantep Emniyet Müdürlüğü yanıtsız bırakmıştı. Mahkeme Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’ne bu soruların yeniden sorulmasına karar verdi.