10 Ekim Ankara Katliamı iddianamesi yeniden hazırlanmalıdır!

TTB, DİSK, KESK ve TMMOB, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde meydana gelen katliamla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olaydan yaklaşık 9 ay sonra hazırlanarak mahkemeye gönderilen iddianamenin, son derece yetersiz ve olayın siyasi sorumlularını ortaya çıkarmaktan uzak olduğunu belirterek, iddianamenin mahkeme tarafından savcılığa iade edilmesini istedi.

TTB, DİSK, KESK ve TMMOB temsilcileri 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği ve çeşitli demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle birlikte, 1 Temmuz 2016 tarihinde, Ankara Adliyesi önünde 10 Ekim Katliamı İddianamesine ilişkin ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasına TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Genel Sekreteri Dr. Sezai Berber, TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Selma Güngör, DİSK Başkanı Kani Beko, KESK Eş Genel Başkanları Lami Özgen ve Şaziye Köse, TMMOB Başkanı Emin Koramaz ile 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakıncı Coşgun ve çok sayıda demokratik kitle örgütünün temsilcisi katıldı.

Ortak açıklamayı KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen okudu. İstanbul Atatürk Havaalanında 29 Haziran 2016 akşamı meydana gelen katliamı kınayarak söze başlayan Özgen, “Toplumsal kaygı ve güvensizlik ortamını iktidarına desteğe dönüştürmeye çalışan siyasi iktidarın günahlarının bedelini hep birlikte ödemeye devam ediyoruz” diye konuştu.

Karanlık ve sadece IŞİD’le sınırlı olmayan katliamlardan en büyüğü ve en vahşisinin 10 Ekim’de Ankara Garı önünde yaşandığını belirten Özgen, katliamın üzerinden yaklaşık 9 ay geçtikten sonra hazırlanan iddianamenin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilgili mahkemeye gönderildiğini kaydetti. Özgen, “İddianameye en kaba haliyle bakıldığında bile devletin niçin katliamı açığa çıkarma yerine protesto eden, kınayan ve katliama maruz kalan bizleri hedef aldığını anlamak mümkündür” diye konuştu.

"Sorumluluğu olan kamu görevlileri aklanmak isteniyor"

İddianamede, siyasi arka plana dair en ufak bir değerlendirme bulunmadığını, kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmadığını belirten Özgen, aksine katliamı “AKP Hükümetini yıpratmaya dönük bir eylem” olarak değerlendirmek suretiyle, tüm siyasi ve idari işlemlerden birinci derecede sorumlu olan hükümetin ve ilgili sorumlu kamu görevlilerinin aklanması gayretine girildiğini aktardı.

Lami Özgen şunları kaydetti:

“Katliamın gerçekleşmesinde başta dönemin İçişleri ve Adalet Bakanı olmak üzere Başbakanın da içerisinde olduğu tüm hükümet üyelerinin ağır sorumlulukları ortaya konmadan hazırlanan iddiane mahkeme tarafından savcılığa iade edilmelidir. İddianame yeniden hazırlanmalı, sadece tetikçiler değil, azmettiren, zemin hazırlayan, kolaylaştıran ya da görmezden gelen siyasi merciler de açığa çıkarılarak yargılanmalıdır.”

"İddianameyi bu şekliyle kabul etmemiz mümkün değildir"

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakıncı Coşgun da, iddianameye itirazları olduğunu söyledi. Türkiye tarihine damgasını vuran en kanlı katliamlardan biriyle ilgili olan bu iddianamenin, 36 şüphelisi olan, 14’ünün tutuklu, 14’ünün kasten öldürme, geri kalanların da sadece silahlı terör örgütü üyeliğinden yargılanmasının talep edildiği bir iddianame olduğunu belirten Coşgun, bu iddianamenin kabul edilmeyeceğini belirtti. Coşkun, bu süreçten bir adalet beklemenin olanaksız olduğunu ifade ederken, iddianamenin de bunu gösterdiğini kaydetti. Ankara Katliamı’nda 450’den fazla yaralının olduğunu kaydeden Coşgun, bu yaralıların iddianame dosyasına girebilmesi için tüm yaralananları şikayetlerini bildirmeye ve dosyaya müdahil olmaya çağırdı. Coşgun, “Biz etkili, kapsamlı ve gerçek bir soruşturma talep etmiştik bu iddianameyi bu şekilde kabul etmemiz mümkün değildir” diye konuştu. 

Ortak açıklama için tıklayınız.