’ORGAN NAKLİ MERKEZLERİ YÖNETMELİĞİ’

       'Organ Nakli Merkezleri Yönetmeliği', 2238 sayılı ve 29.5.1979 tarihinde kabul edilmiş olan 'Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkındaki Kanun' uyarınca, kronik doku ve organ hastalıklarında hastaların yaşamlarını sürdürmek için gerçekleştirilecek nakilleri uygulayacak merkezlerin açılması, çalışması ve denetimi ile, bunların bağlı olduğu kamu kurum ve kuruluşlarıyla, özel kuruluşların uymak zorunda oldukları usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılmıştır. Adı geçen yönetmelik organ alımının ve naklinin yaygınlaştırılabilmesi için, organ alımında ve naklinde, özel kişi ve kuruluşları ve böyle bir işi halen yapanları yasal bir statüye kavuşturmak, ayrıca organ alımı ve naklini Türkiye genelinde koordine etmek için çıkarılmış izlenimi vermektedir. Temelde son derece olumlu ve iyi niyetli bir tavır olsa bile; insan yaşamını doğrudan ilgilendiren bu gibi konularda yapılacak düzenlemelerin ancak çok ayrıntılı, bilimsel ve titiz olarak gerçekleştirilmiş incelemelere dayanması durumunda işlevsel ve verimli olmaları beklenebilir.

       'Organ Nakli Merkezleri Yönetmeliği'nde üzerinde durmak istediğimiz noktalar şunlardır:

       1-Genel olarak Türkçe karşılıkları bulunan survi, branş, donör, kriter, müeyyide, deklare etmek.... gibi terim ve sözcüklerin kendi dilimizde ifade edilmesi metnin anlaşılabilirliği ve akıcılığı açısından gerekli görülmektedir. Ayrıca bütünüyle cansızlığa dönüşmüş bir yapıyı da belirten 'kadavra' sözcüğü yerine, yine tam doğru olmamakla birlikte 'canlı' vericinin karşıtı anlamında 'ölü'('ölüden aktarım') sözcünün kullanılması daha yerinde olacaktır.

       2-Yönetmeliğin önde gelen bir amacı organ alımını ve naklini bütünsel olarak koordine etmek ise, 4. maddede yer alan 'organ nakli merkezi' ve 'özel organ nakli merkezi' gibi bir çifte adlandırmaya neden gerek duyulduğu -bir organ nakli merkezinin nitelikleri özel olsun veya olmasın değişmeyeceğine göre- merak konusu olabilir.

       3-Yönetmeliğin 6. ve 7. maddeleri bir organ nakli merkezinin açılabilmesi için bazı evrakın tamamlanmasının yeterli olduğu izlenimini uyandırmaktadır. Bu belgelerin gerçeğe uygunluklarının denetlenmesi 12. maddede 'Organ Nakli Bilim Kurulu'na verilmekte, ancak bu kurulun başvuruları nasıl değerlendireceği belirtilmemektedir. Böyle bir durumda değerlendirme öznel kalabileceği gibi, kötüye kullanıma da yol açabilecektir. Bu nedenle çok etkin bir denetim mekanizmasının kurulmasına ve işletilmesine ihtiyaç bulunduğu kanısındayız.

       4-Yönetmeliğin 8. maddesinde, bir organ nakli merkezinin açılabilmesi için değerlendirilecek konuların neler olduğu üstü kapalı ve genel bir biçimde dile getirilmiştir:

       a)'Merkezin konu ile ilgili yeterli düzey ve sayıda uzman elemanının olup olmadığı' ifadesindeki yeterliliğin 'nicel' karşılığı ne olmak gerekir?

       b)Merkezin 'gerekli hastane koşullarına sahip olup olmadığı' ifadesindeki gerekli koşullar nelerdir? Bu koşullar acaba bir başka hukuk metninde bulunmakta mıdır?

       c)Değerlendirmede bir başka ölçüt, merkezin 'organ nakli öncesi ve sonrası dönemlerde gerekli olabilecek tüm araştırma ve inceleme olanaklarına erişip erişmediğinin' saptanmasıdır. Bu ifade ile de neyin kastedildiği açıkça belirtilmelidir.

       5-Sözkonusu yönetmelikte birisi 'açılma izin belgesi' öteki 'ruhsatname' olan, birbirleriyle ilgileri tartışmalı iki belgeye yer verilmiştir.

       Yönetmeliğin 8. maddesinin gerekçesinde, 'açılma izin belgesinin' ruhsatname öncesi verilen bir belge olduğu ve 'konunun gerektirdiği altyapı olanaklarını eksiksiz kullanmayla yakından bağlantılı bir belge niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda açılma izin belgesi almış olan bir merkezin 'ruhsatname' alana dek, yani yönetmeliğe göre iki yıl süre ile organ alımı ve nakli yapmaması gerekecektir. Çünkü 'ruhsatnamesi' henüz yoktur. Böyle bir çelişki bulunurken, 'açılma izin belgesi', 'ruhsatname' gibi düşünülerek, bu belgeyi alana organ nakli yapma izni verilmektedir. Asıl ruhsatnameyi alabilmek için de belirli sayıda organ nakli yapılmış olması; bunların canlı ya da ölü vericilerden alınmış olmalarında da -böbrek nakli için- belirli bir süredeki 'greft yaşam oranları' ölçüt alınmaktadır. Buna göre;

       a)Ruhsatname ile açılma izin belgesi arasındaki fark ya çok açık olarak belirtilmeli ve bunların işlevleri ayrılmalı ya da tek bir belgeye sahip olmak organ nakli için yeterli sayılmalıdır.

       b)Ruhsatname alabilmek için öngörülen organ nakli sayısının ve greft yaşam oranlarının nasıl ve neye dayanılarak saptandığı merak konusu olabilir. Örneğin iki yıl süresince 40 adet böbrek nakli yapılmış olması, ruhsatname almak için bir koşuldur. Ama bu sayıyı tutturabilmek için kötüye kullanma söz konusu olmayacak mıdır? Ayrıca, yukarıda dile getirilen tutarsızlıktan dolayı, açılma izin belgesi alındıktan sonra ruhsatname alınana kadar, iki yıl içinde yapılacak olan organ nakillerinin ruhsatsız yapılmış alımlar ya da nakiller sayılması hukukun işleyişi gereğidir.

       6-Yönetmeliğin, çeşitli organlara ihtiyacı olan kişiler arasında adil bir dağıtım sistemine göre işlemesini isteme gibi iyi niyetli bir yaklaşımı olduğu sezilmektedir. Ancak, 15. maddede belirtildiği gibi, 'bir insan organının kamu yararına kullanılacak niteliğe sahip' görülmesi anlamsızdır. Çünkü 'kamu yararı' kavramı organ söz konusu olduğunda kullanılmaması gereken bir kavramdır. Çünkü kamu kavramında, kamuya mal edilmesi söz konusu olan şeyin 'herkesin ve her bir kişinin' malı olması esprisi bulunmaktadır. İnsan organına böyle bir özellik atfedilmesi anlamsız olsa gerektir.

       Ancak, organ varlığının ve durumunun bir merkez tarafından bilinmesi ve organ naklinde adaletli bir paylaşım düzeninin kurulabilmesi için önceliklerin saptanması -ki 15. maddenin gerekçesindeki 'nesnel ölçütler' burada geçerli olabilir- önemli görülebilir. Organ alım ekibindeki hekimlerin kimlerden oluşacağına ve bunların niteliklerine, organ naklini gerçekleştirecek hekim grubundan farklı olup olmaması gerektiğine ilişkin açıklamaların bulunmaması önemli bir eksikliktir.

       7-Bütün bunlara ek olarak Etik Kurulumuz bu yönetmeliğin 'Ek-1' adı altında verilen ve 'beyin ölüm kriterleri'nin konu edildiği bölümünü ayrıntılı olarak ele almıştır. Bu tartışmaların ışığında 'beyin ölüm tanısı almış bir hastanın yakınından, o hastanın organlarının bağışlanması için izin alınamadığı takdirde hastaya uygulanan tıbbi desteklerin kesileceği' biçiminde ifade edilmiş bulunan sonuç cümlesinin yanlış anlamalara kesinlikle çok açık olduğu dikkate alınarak bir 'protokol önerisi' hazırlanmıştır. Beyin ölümü tanısı almış bir hastanın ilk 24 saati ile 24. saatten sonraki durumunun ayrıntılarıyla ele alındığı bu protokol önerisinin yararlı olacağını düşünüyoruz. Ayrıca, 'beyin ölümü tanısı kesinleşen bir hastanın yakınları için bilgi ve onam formu önerisi' de hazırlanarak ekte sunulmuştur.