Türk Tabipleri Birliği Hekimliğin Sesidir!

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, 3 Ocak 2017 tarihli Yeni Akit Gazetesi’nde sürmanşetten yayımlanan “Kandil’in sesi Tabip Odası kapatılsın” başlıklı haberle ilgili olarak aynı gün ilettiği tekzip talebinin ardından, gazeteye açıklama gönderdi.

Açıklamanın tam metni aşağıdadır: 

 

 

Türk Tabipleri Birliği Hekimliğin Sesidir!

3 Ocak 2017 günü Gazetenizde sürmanşetten yayımlanan “Kandil’in sesi Tabip Odası kapatılsın” başlıklı yazınızın gerçeğe aykırı bilgiler, hakaret ve iftira içermesi nedeniyle aynı gün tekzip talebinde bulunduk.

Söz konusu yazınızda sürmanşetin altında büyük puntolarla Gezi Parkı eylemlerinde çapulculara her türlü desteği veren, her fırsatta devlet ve millet düşmanlığını gözler önüne sermekten çekinmeyen, devletin milyonlarca dolar zarara uğratıldığı ilaç vurgununda suspus olan, PKK’nın katlettiği doktorlar karşısında üç maymunu oynayan ve şimdi de yayınlattığı makale ile ‘Kandil’in sesi’ olan Türk Tabipleri Birliği Kapatılmalı…” cümlelerine yer verilmişti. 

Bu cümleler, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmaya, kamuoyunu düşünmeye çağıracak bir tarzda tartışma açmaya yönelik değildir. Bireyleri içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bilinçlendirme işlevi de yoktur.

Aksine Türk Tabipleri Birliği ile toplumun bir kesimini diğerlerinin kin ve düşmanlığına muhatap kılacak bir biçimde, nefret söylemini ve düşmanca bir önyargıyı ortaya koymakta, küçültücü sözleri arka arkaya sıralamaktadır.

Ne yazık ki Türk Tabipleri Birliği, Gazetenizin gerçeğe aykırı yazılarında hasmane tutumuna zaman zaman maruz kalmaktadır. Tıpkı;  kadınlar, laikler, farklı cinsel yönelimi olan bireyler, Ermeniler, Yahudiler, Kürtler, CHP üyeleri, sosyalistler, bir dine inanmayanlara kadar İktidar erkinin istediği gibi düşünmeyen, davranmayan, yaşamayan herkes gibi. Daha önce de Gazeteniz tarafından Türk Tabipleri Birliği, bulunmadığı mecralarda bulunmuş, yapmadığı açıklamaları yapmış gibi gösterilmiştir. 

Son yazınıza karşı tekzip talebimizden sonra 5 Ocak 2017 tarihinde Birliğimize muhabiriniz Harun Sekmen imzası ile gönderilen yazınız da “soru” diye adlandırdığınız sekiz maddelik “itham”larınıza “cevap”larla birlikte açıklamamızı yayınlamak istediğinizi bildirdiniz.

Öncelikle söz konusu gerçeğe aykırı yazınızı okuyan insanlara duyduğumuz sorumluluk gereği öz olarak doğru bilgileri vermek isteriz. Birliğimizin düzenli olarak yayımlanan dergilerinden olan Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi’nin 60-61 nolu sayısı “Sağlık Emekçilerinin Durumu, Sağlık Emek Süreci, Güvencesizlik ve Eğreti Çalışma, Sağlık Çalışanlarının Sağlığı ve İşyeri Sağlık Birimi Uygulamaları” konularına ayrılmıştır.

“Çatışma ortamında barış sağlıkçısı olmak” başlıklı yazıda yazarlar, çatışma yaşanan yerlerde görev yapan sağlıkçıların anlatımları üzerinden “savaşın insan bedeni, insan ruhu, insan duygu ve düşünceleri üzerindeki travmatik yönünü”  ortaya koyabilmeyi amaçlamışlardır.

Yazıda anlatımlarına yer verilen sağlıkçıların baskı altında kalmadan duygu ve düşüncelerini aktarmaları için kimlikleri anonim hale getirilmiştir. Bu yöntem anlatımlara dayalı çalışmalarda kullanılagelen, bilindik bir yöntemdir.  

Yazının giriş bölümünde yazarlar sağlıkçıların anlatımlarından anlaşılan ana fikir özetle belirtilmiş ve devamından sağlıkçıların anlatımlarına yer vermişlerdir. Yazarlara göre bu anlatımlar göstermektedir ki;  “Savaş ve Çatışma ortamlarında çocuklar, kadınlar ve yoksullar ilk  etkilenen insanlardır… Ve savaş ve çatışma ortamlarında ilk etkilenen diğer bir kesim de ne yazık ki “Sağlık Emekçileri”dir. Yazılar sağlık emekçilerinin travmatik etkilenimlerine odaklanmıştır.  Anlatımlar kişilerin kendi cümleleri üzerinden travmatik etkileri ortaya çıkarmaya odaklı olarak aktarılmıştır.  

Gazeteniz, yazının bütünlüğünü parçalamış, yalnızca bir sağlıkçının anlatımındaki bazı sözcükleri seçerek yaptığı kurgu ile suç ve suçlu yaratmıştır. Yetmemiş cezayı da belirlemiş ve Türk Tabipleri Birliğinin kapatılmasını “buyurmuştur”.

Gazetenizin bu yaklaşımı basın meslek ilkeleri ile bağdaşmadığı gibi ülkemizin ihtiyacı olan demokrasi kültürüne de bütünüyle aykırıdır.

Evet Türk Tabipleri Birliği, hekimlerin mesleklerini insani koşullarda, insan haklarına uygun bir biçimde yapabilmesi için sürekli bir çaba yürütüyor; 

Ölüme karşı yaşamı, hastalığa karşı sağlığı,  taciz, işkence ve kötü muameleye karşı insanlık onurunu, savunuyor;

Elinden geldiğince katkılarını İnsan haklarının evrenselliğini dikkate alarak yapmaya çaba gösteriyor;

Tıpkı Suriyeli Sığınmacıların sağlık hakkı başta olmak üzere diğer haklarının gerçekleştirilmesinde kendini sorumlu hissederek, konuyu Dünya Tabipleri Birliğinin gündemine taşıyarak Şubat 2016 yılında uluslararası bir toplantıya ev sahipliği yapması gibi, https://www.ttb.org.tr/kutuphane/siginmacirpr.pdf

İsrail Gazze’ye gıda ve ilacın erişimine dahi tahammül etmeyip, açık denizde bir yardım gemisine saldırarak silahsız insanları vahşice öldürmesi olayında Dünyadaki Hekim Örgütlerini, kamuoyunu harekete geçirmek için yaptığı çağrılarda olduğu gibi, http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/israil-2001.html

Gazze’deki sivil halka yönelik saldırıların durdurulması, sağlık hizmetlerinin korunması için uluslararası kamuoyuna çağrıları gibi, http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/wma-4689.html

Çocuk tacizine ilişkin yargılamalarda sanık lehine usulsüz rapor düzenleyen Adli Tıp Kurumu işlemine karşı çocuğun haklarını, toplumun geleceğini korumak için bilimsel raporlar hazırlaması, kamuoyunu bilgilendirerek harekete geçiren açıklamalar yapması gibi,  http://www.ttb.org.tr/index.php/Yazismalar/1951-2008-1277.html

Tüm insanları ve tarafları acilen çatışmaların durdurulması, silahların susturulması ve yaraların sarılmasına, sorunların demokratik siyaset ve müzakere ortamında çözülmesine ve barış içinde bir arada yaşama ikliminin oluşturulmasına katkı vermeye, sorumluluk almaya davet ediyor.

Çünkü, geçmişten biliyoruz ve bugün tanık oluyoruz ki; çatışma ortamlarında en çok çocuklar, kadınlar, siviller örseleniyor, yaralanıyor, ölüyor, sağlık bakımına ihtiyacı olan yaralıların ve hastaların tıbbi hizmetlere ulaşması imkansızlaşıyor.  

Sağlık çalışanlarına ve sağlık kurum ve kuruluşlarına yönelik kabul edilemez etik ve ahlaki değerleri hiçe sayan tutum ve davranışlar sonucu sağlık çalışanlarının can güvenliği yanında mesleki bağımsızlığı, yansızlığı da ortad