Dikkat: Kömürlü termik santrallerin ödenmeyen bir sağlık faturası var!

Sağlık ve Çevre Birliği HEAL (Health and Environment Alliance, Brüksel) tarafından hazırlanan “Ödenmeyen Sağlık Faturası – Türkiye’de Termik Santraller Bizi Nasıl Hasta Ediyor?” başlıklı rapor, Türk Tabipleri Birliği ve sağlık alanında çalışan uzmanlık derneklerinin desteğiyle bugün (20 Mayıs 2015 Çarşamba) günü, TTB'de düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. Rapor, Türkiye'de elektrik üretimi için hâlihazırda işletilen kömürlü termik santrallerin yol açtığı hava kirliliğinin halk sağlığı maliyetini içeriyor.

Basın toplantısı, HEAL Direktör Yardımcısı Anne Stauffer, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, Çevre İçin Hekimler Derneği adına Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği adına Prof. Dr. Türkan Günay, Türk Toraks Derneği adına Prof. Dr. İbrahim Akkurt'un katılımıyla gerçekleşti. Raporun İngilizcesi, eş zamanlı olarak Brüksel'de düzenlenen bir basın toplantısıyla, dünya kamuoyu ile paylaşıldı. 

Toplantının açılışında konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, kömürle çalışan bir termik santralin her yıl binlerce ton tehlikeli hava kirletici maddeyi atmosfere saldığını belirterek, hava kirliliğinin akciğer kanseri başta olmak üzere pek çok sağlık sorununa yol açan etmenler arasında olduğuna dikkat çekti. Türkiye'de 80'in üzerinde yeni kömürle çalışan santral yapılmasının planlandığını anımsatan İlhan, "Bu, hava kirliliğinin solunum ve kalp-damar sağlığına yaptğı olumsuz etkilerin onlarca yıl daha devam edeceği anlamına gelmektedir. Böylesi bir sağlıksız gelecekten kaçınmamız gerekiyor. Hükümeti, bu kirli ve miadını doldurmuş enerji kaynağını bir an önce terk etmeye çağırıyoruz" diye konuştu. 

HEAL Direktör Yardımcısı Anne Stauffer, HEAL'in çevrenin sağlık üzerindeki etkilerini ele alan ve uluslararası alanda sağlık ve çevre örgütleriyle işbirliği içinde çalışan bir kuruluş olduğunu belirtti. HEAL'in şu sıralar kömürlü termik santraller ile iklim değişikliği ve hava kirliliği arasındaki ilişki üzerine çalıştığını belirten Stauffer, bu konuda hazırlanan "Ödenmeyen Sağlık Faturası - Türkiye'de Kömürlü Termik Santraller Bizi Nasıl Hasta Ediyor" başlıklı raporda ilk kez Türkiye'deki kömürle çalışan mevcut santrallerin halk sağlığı üzerindeki maliyetine ilişkin sayısal veril ve ekonomik analiz sonuçlarının paylaşıldığını kaydetti. Stauffer, raporun Türkiye için planlanan yeni kömürlü santrallerin neden halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu da gözler önüne serdiğini belirtti. Stauffer, şu önerileri paylaştı:

·         Türkiye’de fosil yakıt kullanılarak elektrik üreten santrallerin oluşturduğu hava kirliliği, hâlihazırda çok sayıda erken ölüme, kronik akciğer ve kalp hastalıklarında ciddi miktarda artışa yol açıyor. Fosil yakıt kullanımından vazgeçilmesi, halk sağlığında çok önemli iyileşmelere katkı sağlayacaktır.

·         Dünya genelinde giderek daha çok ülkenin kömürden vazgeçerek halk sağlığını koruma ve karbon emisyonlarını azaltma konusunda attıkları adımlarını, Türkiye de mutlaka dikkate almalıdır.

Prof. Dr. Ali Osman Karababa, Türkiye gibi farklı enerji üretme yöntemleri açısından son derece zengin olan bir ülkede termik santralleri öncelemenin akılcı bir yaklaşım olmadığını belirterek, Türkiye'de ciddi bir enerji politikası değişikliğine ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Anayasa'nın "herkese sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı"nı tanıdığını belirten Karababa, bu enerji politikası değişikliğinin bu nedenle aynı zamanda anayasal bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Karababa, hava kirliliği ölçümlerinin de etkili şekilde yapılmadığı uyarısında bulundu. 

Prof. Dr. Türkan Günay, hekimlerin ve sağlıkçıların zararları kanıtlanmış kömürlü termik santral projelerinin terkedilmesi için hem toplumu bilgilendirme hem de politikacıları yönlendirme görevlerinin olduğunu söyledi. Tüm dünyanın bu kirli ve eski teknolojiyi terketme hazırlığında olduğunu belirten Günay, 2022 yılına kadar kömürlü termik santrallerin yüzde 20 oranına çekilmesinin hedeflendiğini bildirdi. Günay, Türkiye'nin dünyanın aksine gittiği bu yoldan dönmesi gerektiğini belirtirken, "En kısa sürede ithal kömürle çalışan termik santralleri, ardından da tüm kömürlü termik santralleri kapatmamız gerekiyor. Temiz enerji kaynaklarına yönelmeliyiz" diye konuştu. 

Prof. Dr. İbrahim Akkurt da, kömür maruziyetinin insan sağlığını sigaradan da fazla etkilediğine dair pek çok çalışma bulunduğuna dikkat çekerek, Türkiye'nin kömürlü termik santrallerden bir an önce vazgeçmesi gerektiğini kaydetti. 

 

20.05.2015

BASIN AÇIKLAMASI

Sağlık maliyetlerinin sayısal olarak ortaya konması, Türkiye’nin kömürle çalışan termik santrallerini artırma planlarına dair endişeleri artıyor.

·         Yeni yapılan bir çalışmada, Türkiye’deki mevcut kömür santrallerinin yol açtığı hava kirliliğinin halk sağlığı üzerindeki maliyeti nicel olarak hesaplandı. Çalışmanın sonuçlarını paylaşan raporda, kömürle çalışan yaklaşık 80 yeni termik santral yapımına ilişkin yatırım planlarının neden büyük bir endişe kaynağı olduğu da gözler önüne seriliyor.  

·         Türkiye’de elektrik üretimi için kömür yakılmasından kaynaklanan hava kirliliği hâlihazırda erken ölümlere, kronik akciğer hastalıklarına ve kalp sorunlarına yol açıyor ve sağlık alanında yaklaşık 3,6 milyar Avro’ya varan bir maliyet getiriyor. Fosil yakıtlardan uzaklaşmak hem binlerce yaşam kurtaracak, hem de halk sağlığı üzerinde olumlu etkilere yol açacaktır. 

·         Avrupalı ve Türkiyeli sağlıkçılar, Türkiye’nin, kömür kullanımından vazgeçerek halk sağlığını koruma ve karbon emisyonlarını azaltma yolunda ciddi adımlar atan ülkeleri örnek alması gerektiğini ifade ediyor.

Brüksel/Ankara, 20 Mayıs 2015 – Sağlık ve Çevre Birliği HEAL (1) tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, Türkiye’deki kömür yakıtlı termik santrallerin kapasitesinin önümüzdeki dört yıl içinde ikiye katlanması planlanmakta ve bu kapasite artışının hâlihazırda zaten çok yüksek olan sağlık maliyetlerini önemli ölçüde artırması beklenmektedir.

“Ödenmeyen Sağlık Faturası – Türkiye’de kömürlü termik santraller bizi nasıl hasta ediyor?” (2) başlıklı raporda ilk kez Türkiye’deki kömürle çalışan mevcut santrallerin halk sağlığı üzerindeki maliyetine ilişkin sayısal veriler ve ekonomik analiz sonuçları sunuluyor. Kömür santrallerinin yol açtığı hava kirliliğine maruz kalmakla ilişkilendirilen erken ölümlerin, kronik akciğer hastalıklarının ve kalp sorunlarının raporlandığı çalışmada, bu sağlık etkilerinin yılda toplam 3,6 milyar Avro’ya (VEYA 10,72 milyar TL) varan bir maliyet getirdiği belirtiliyor (3). Rapor, Türkiye’deki hekimlerin %80’inin temsil eden Türk Tabipleri Birliğ