YÖK ve Sağlık Bakanlığı`ndan `tam gün` yönetmelikleri

hukuk5947 Sayılı 'Tam Gün' Yasası ile ilgili 13 aydır çıkarılması beklenen iki yönetmelik 18 Şubat 2011 günü Resmi Gazete'de yayımlandı.

 

YÖK'ten Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödeme Yönetmeliği,

Sağlık Bakanlığı'ndan Tıp Fakülteleriyle ?İşbirliği' Yönetmeliği 

Hazır!

5947 Sayılı 'Tam Gün' Yasası ile 13 aydır çıkarılması beklenen iki yönetmelik 18 Şubat 2011 günü Resmi Gazete'de yayımlandı.

Her iki metin de Anayasa uyarınca yönetmeliğe verilen işlev olan bir yasanın nasıl uygulanacağını gösterme işlevini taşımıyor. Ama bilimsel özerklik, akademik haklar, tıp ve tıpta uzmanlık eğitimini olumsuz etkileyecek kuralları eksiksiz içeriyor.

YÖK'ün Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödeme Yönetmeliği'ne göre:

  • Döner sermaye kaynakları uygunsa ödeme yapılacak, kaynaklar ancak giderleri karşılayacaksa ek ödeme de yapılmayacaktır.
  • Hastalık izni, yıllık izin, doğum izni yani tüm yasal ücretli izinlerde fiilen çalışılmadığı için ücret ödemesi yapılmayacaktır.

Öğretim üyesine ek ödeme elde ettiği puana göre yapılacaktır. Ancak Yönetmelikte ek ödeme yapılırken puan hesaplaması için gerekli olan:

Eğitim-Öğretim Faaliyetleri Cetveli,

  • Bilimsel Faaliyetler Cetveli,
  • Gelir Getirici Faaliyet Cetveli
  • Kalite-verimlilik esasları ve katsayıları,

Bulunmuyor.

Üç cetveli ve bir katsayıyı YÖK uygun gördüğü bir zamanda belirleyip yayımlayacak, bu arada Üniversite yönetim kurulları bu konularda karar alıp ödeme yapmak durumunda, ama neyi esas alacakları da belirlenmiş değil.

Sağlık Bakanlığının kendi mevzuatına göre hazırlayıp hastanelerinde kullandığı girişimsel işlem puanlarına ilişkin Yönergenin, Gelir Getirici Faaliyet Cetveli yerine tıp fakültelerinde de uygulanması düşünülmüş! Üniversite yönetim kurulları Yönergede yer alan puanları daha da azaltabilir ya da en fazla yüzde otuz arttırabilir. Arttırma da sınır düşünülmüş ama azaltma sınır yok.

Yönetmeliğe göre ek ödeme hesabında puanlandırılacak bilimsel çalışmalar da ?yayın faaliyetleri'nden ibaret.

Tıp fakültelerinde eğitimi, bilimsel çalışmaları gözetmeyen, hatta yok sayacak, yalnızca niceliğe dayalı sağlık hizmetini esas alacak bir ödeme yönteminin uygulanmasına karar verme yetkisi yönetim kurullarına verilmiş.

Sağlık Bakanlığı Birlikte Kullanım ve ?İşbirliği' Yönetmeliği'nde;

  • İl nüfusu 850 bine kadar olan illerde Sağlık Bakanlığı ile tıp fakültesinin birlikte kullanım ve işbirliğine ilişkin protokol yapmasının zorunlu olduğu, tek bir yerde tıp ve tıpta uzmanlık eğitiminin verileceği, protokolün iptal edilmesi halinde tıp fakültesinin eğitim veremeyebileceği,
  • Nüfusu 850 binin üzerinde olan yerlerdeki tıp fakülteleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinin şimdilik mevcut halleriyle faaliyete devam edebilecekleri, ?isterlerse' ayrı bir protokolle işbirliği yapabilecekleri,
  • Eğitim hizmetlerinden dekanın, sağlık hizmetlerinden ise Sağlık Bakanlığının atayacağı başhekimin sorumlu olacağı,
  • Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanelerindeki klinik şeflerinin yalnızca sağlık hizmetinden sorumlu olacağı, eğitim sorumlusu olma ile ilgili haklarının tümüyle ortadan kalkacağı,
  • Üniversite sağlık birimlerinin SGK'undan alacakları payın Sağlık Bakanlığı için belirlenen Götürü Hizmet Bedeline ekleneceği, böylece sağlık hizmet bedeline ilişkin üniversite payını Sağlık Bakanlığı'nın alacağı, ancak ne kendi hastanesi için aldığı ne de tıp fakültesi adına aldığı parayı neye göre, ne zaman ve nasıl aktaracağına ilişkin kuralların olmadığı
  • İşbirliği protokolü imzalayarak hizmet vermeye ilişkin çalışmalarını tamamlayamayan yerlerde doğrudan gelir getirici faaliyeti olmayan öğretim üyelerinin kadro unvan katsayılarının yarısına düşürüleceği anlaşılmaktadır.

Sağlık Bakanlığı SGK'undan 2009 yılından bu yana global bütçe anlaşması uyarınca yıllık sabit bir ücret alıyor. Bu parayı kendi hastanelerine neye göre dağıttığı bir mevzuat ile düzenlenmediği ve şeffaf olmadığı için bilinmiyor. Sağlık Bakanlığının Şubat 2010 tarihli denetim raporuna göre Ankara Numune Eğitim Araştırma Hastanesi döner sermayesi ?zarar' ediyor. Hekimler ve diğer sağlık çalışanları da aslında hastanelerine sabit olarak ayrılan parayı arttırma olanağı olmadığı halde kim daha çok pay alacak diye birbirleri ile rekabet eder konuma itiliyor.

YÖK'ün taslağı ile Sağlık Bakanlığının yönetmeliği aynı amacı taşıyor, hizmet sunumundan elde edilecek gelir esasına dayanıyor, Eğitim ve araştırma, bilimsel çalışma kriter olarak her iki yönetmelikte de var, hatta Sağlık Bakanlığı'nın ek ödeme yönetmeliğinde bir de fazladan 'inceleme' faaliyeti de yer alıyor. Ama 2010 yılında hızlanmış bir biçimde Sağlık Bakanlığı Hastanelerindeki ek ödemeler giderek ciddi bir biçimde azalıyor.

Bu yönetmelikler ile pekişen bir çerçeve ile öğretim üyesi, klinik şefi, eğitim sorumlusu, asistan, uzman hekim, pratisyen hekim, tıp öğrencisi ve tüm sağlık çalışanlarının payına daha az gelir, daha az uyku, daha az eğitim, daha az bilimsel çalışma, daha az mesleki doyum, daha uzun saatler çalışma, meslektaşının ?rakibi', ?düşmanı' olma düşüyor.

Biz bize biçilen kefene girmeye razı değiliz. Sağlık hizmetini 'özel hizmet sözleşmeleri' ile satacak şirketlere ucuz işçi olmak istemiyoruz. Emekliliğimize yansıyacak temel ücret, iş güvencesi, gelir güvencesi, can güvencesi ve mesleki bağımsızlık, tıp eğitiminin ve uzmanlık eğitiminin verildiği kurumlarda akademik, bilimsel ve mali özerklik talep ediyoruz. Bunları sadece kendimiz için değil, tüm sağlık çalışanları için talep ediyoruz. Çok şey istemiyoruz. Hakkımız olanı istiyoruz. Bunun için mücadele edeceğiz.