5 Nisan Asistan Hekimler Günü Bildirisi

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 2011’de yapılan asistan hekim grevinin yıldönümü olan 5 Nisan, Asistan Hekimler Günü olarak kutlanmaya başlandı. 5 Nisan, bize yalnızca bir tarihi değil, aynı zamanda sürdürülen bir mücadeleyi hatırlatmaktadır.

Bugün asistan hekimlik; giderek daha belirgin biçimde bir eğitim süreci olmaktan uzaklaştırılmış, sağlık hizmet sunumunun ana yükünü taşıyan bir işgücüne dönüştürülmüştür.

Asistan hekim komisyonlarımızın farklı hastanelerde yürüttüğü çalışmalarla, asistan hekimlerin yaşamakta olduğu sorunların sistematik şekilde devam ettiği;

  • Asistan hekimlerin eğitim saatlerinin fiilen uygulanmadığı,
  • Eğitimin yerini poliklinik ve servis hizmet yükünün aldığı,
  • Çalışma saatlerinin mevzuat sınırlarının üzerine çıktığı,
  • Angaryanın sistematik hale geldiği,
  • Özlük haklarının kısıtlandığı
    net biçimde ortaya konulmuştur.
     

Sağlıkta Dönüşüm Programı sonrası inşa edilen performans temelli sistem; bugün asistan hekimliği “eğitim basamağı” olmaktan çıkararak, üretim baskısı altında çalışan bir işgücü modeline dönüştürmüştür.

Bu sistemde:

  • Kayıtdışı fazla mesai saatleri,
  • Parçalı ve güvencesiz ücretlendirme,
  • Mobbing ve yatay şiddetin normalleşmesi
    istisna değil, yapısal norm haline gelmiştir.
     

Eğitim, Emek ve Güvenlik Aynı Anda Aşınıyor

Eğitim-araştırma hastaneleri ve üniversite hastaneleri, kuruluş amaçlarından giderek uzaklaşmaktadır. Asistan hekimler, “öğrenen hekim” olmaktan çok, “sistemi ayakta tutan en ucuz emek gücü” olarak konumlandırılmaktadır.

Bu durum yalnızca çalışma koşullarını değil, doğrudan hasta güvenliğini de tehdit etmektedir. Nitelikli eğitim olmadan iyi hekimlik, insani çalışma koşulları olmadan güvenli sağlık hizmeti mümkün değildir.

Bu Bir Meslek Tanımı Değil, Bir Krizdir

Bugün asistan hekimlik, tanımı belirsiz bir emek alanına dönüşmüştür. Öğrenci mi, hekim mi, personel mi olduğumuzun giderek muğlaklaştığı bir sistemde mesleki kimlik aşınmaktadır.

Bu muğlaklık, bireysel bir belirsizlik değil planlanmış sistemsel bir tercihin sonucudur.

5 Nisan - 5 Temel Talep

Bu tablo karşısında taleplerimiz nettir:

1. Nitelikli uzmanlık eğitimi istiyoruz.
Eğitim, hizmet yüküne feda edilemez; standartlaştırılmış, denetlenebilir ve korunmuş bir eğitim süreci talep ediyoruz.

2. İnsani çalışma koşulları istiyoruz.
Mevzuata uygun nöbet düzeni, güvenli çalışma süreleri ve nöbet ertesi izin hakkının koşulsuz uygulanmasını istiyoruz.

3. İnsanca yaşanabilir, güvenceli ücret istiyoruz.
Parçalı ödeme sistemleri değil; emeğin karşılığını veren tek kalemde, emekliliğe yansıyan ve yeterli ücret talep ediyoruz.

4. Güvenli ve şiddetsiz çalışma ortamı istiyoruz.
Sağlıkta şiddeti önleyen etkili, caydırıcı ve uygulanabilir yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini istiyoruz. “Sağlıkta Şiddet Yasası’nın acilen yasalaşmasını istiyoruz.

5. Nitelikli sağlık sistemi istiyoruz.
Performans baskısına dayalı değil; koruyucu, kamusal ve nitelikli sağlık hizmetini önceleyen bir sistem talep ediyoruz.

Kaybettiklerimizi Unutmuyoruz

Bu sistemin en ağır sonucu, yalnızca çalışma koşullarının bozulması değil; hayatlarımızın yitirilmesidir. Uğurcan, Rümeysa, Mustafa, Melike, Ceyda ve ismini sayamadığımız daha birçok meslektaşımız; tükenmişliğin, aşırı çalışmanın, güvencesizliğin ve sistematik ihmalin sonucunda aramızdan ayrıldı.

Bu kayıplar bireysel değil, yapısaldır. Her biri, mevcut sağlık sisteminin görünmeyen ama en gerçek çıktısıdır.

Biliyoruz ki bu sorunlar bireysel değil, sistematiktir. Ve biliyoruz ki sistematik sorunlar ancak kolektif mücadele ile değiştirilebilir.

5 Nisan, yalnızca bir anma günü değil; bu mücadelenin sürekliliğinin ifadesidir. Bugün de, dün olduğu gibi, asistan hekimler olarak emeğimizin, eğitimimizin ve geleceğimizin takipçisiyiz.

Türk Tabipleri Birliği Asistan ve Genç Uzman Hekimler Kolu