|
Dr. Muzaffer Aksoy'un
14 Mart 1940 Tarihinde
Mezunlar Adına Yaptığı Konuşma
19 Aralık 2001 tarihinde bilim ve hekimlik ortamının bir büyük değerini, Prof. Dr.
Muzaffer Aksoy'u yitirdik. Tıp Dünyası'nın ikinci sayısında (Nisan 1991) yer alan
bir yazısını tekrarlayarak saygıyla anıyoruz.
"Senelerden beri tıp bayramı bu salonda en gösterişsiz ve alaysız bir merasimle
kutlanır. Eğer yüzyıllardan beri tıbbın insanlığa yaptığı sayısız hizmetler
hatırlanırsa, ona İstanbul Üniversitesi'nde bir gün ayrılması çok görülmez.
Tıp öyle bir bilim dalı ki, konusu doğanın en eksiksiz eseri olan insanın maddi ve
manevi acılarını dindirmek ve ona çare bulmaktır. Tıp bu asil amaca yaklaşabilmek
ve hatta erişebilmek için, onun evlatları doktorlar yalnız akıllarıyla değil,
hayatları pahasına çalıştılar. Bu uğurda vatan ve hürriyet için ölenler kadar
takdis edilmeye layik şehitler verdiler. Fakat asil olduğu kadar, çok tehlikeli bu
yoldan vazgeçmediler.
Başlarında Hipokrat, İbni Sina, Harvey, Pastör, Virchow gibi dev insanların
bulunduğu tıp öncüleri çok daha cehaletin, taassubun egemen olduğu cemiyet ve
çevrelerde, esatiri kahramanları bile gölgede bırakacak cesaretle, doğanın binbir
sırrını çözmek için savaştılar.
Ünlü İngiliz düşünürü Thomas Carlyle'ın "Kahramanlar ve Kahramanları
Takdis" eserinde, "Allahın insanlara en büyük hediyesi diye isimlendirdiği
hakiki kahramanlar, ilahi kudreti sinesinde taşıyan insanların maddi ve manevi
eserlerinin seyri bile, fanilerin hiçliğini ve küçüklüğünü hissettiren üstün
insanlar". İşte bu vasıfta binlerce kahraman, nice yüzlerce yıl zekadan,
akıldan, azimden ve iradeden yoğrulmuş çekiçlerini bu uğurda salladılar ve insan
zekasının ve hayret verici ürünlerinden biri olan tıp ilmini meydana getirdiler.
Acılı insanlığın ona ebedi minnet ve şükranlarından örnekler mi istiyorsun. Git
biraz önce ızdırap ve ağrıların en can alıcısından kıvranan annenin, serumuyla
çocuğunu kurtaran köy hekimine duygusunu ilkel fakat içli sözlerle anlatırken dinle.
Git, yarım saat önce ameliyat masasına yarı ölü terk ettiği babasının
operatörün ameliyatıyla tekrar hayata döndüğünü görerek saadetlerin en yücesini
duymakta olan oğlun sözlerini dinle.
Sayısız başarılarına ve emsalsiz ilerlemelerine rağmen tıp bugün hala ulaşmak
istediği hedeften uzaktır. Uzun sözlere ne lüzum var. Bunu bir buçuk sene önce,
insanlık tarihinin en övülecek şahsı, hastalandığı zaman bütün bir millet bu
gerçeği en acık bir biçimde duymadı mı? Kendilerini milletlerinin kurtarıcısı
diye ilan eden yalancı peygamberlerin insanlığı uçurumlara sürüklediği şu
anlarda, bu duygular derecesini buluyor ve onun sınırsız değeri belirli bir biçimde
anlaşılmıyor mu?
14 Mart, burada tıp kafilesine her sene katılanların günüdür. Bugün yaşam gayesini
çalışmada görenler ve sorumlu bulunduğu görevleri yerine getirenler içindir. Demek
ki bizim de hakiki hayatımız, top ve uçak gürültülerinin dünyaya eğemen olduğu
şu günlerde başlıyor demektir. Nasıl ki varlığımızı belli eden ilk
ağlayışımızın Birinci Cihan Savaşı'nın bomba ve silah seslerinin gürültüsünde
gayp olduğu gibi."
Prof. Dr. Muzaffer Aksoy Kimdir? |
|