Bir 14 Mart daha sağlığın uzağında geçiyor

Sağlık emek ve meslek örgütleri, hekimler ve sağlık çalışanlarının öne çıkan sorunlarının belirlendiği anketin sonuçlarını ve 14 Mart eylem ve etkinlik programını paylaşmak üzere 10 Mart 2016 Perşembe günü ortak basın toplantısı düzenlediler. Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, TTB Merkez Konseyi üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu, SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, Türk Hemşireler Derneği Başkanı Çiğdem Özdemir ve Türk Medikal Radyoteknoloji Teknisyenleri / Teknikerleri Derneği'nden Nazım Topçu katıldılar. Ortak basın açıklamasını TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan okudu.

Sağlık emek ve meslek örgütlerinin sağlık çalışanlarının öne çıkan sorunlarını belirlemek için düzenlediği ankete 4369 sağlık çalışanının katıldığını belirten İlhan, öne çıkan sorunlar arasında birinci sırada "gelecek kaygısı"nın yer aldığını vurguladı. İlhan, bunu "iş yükü ağırlığı", "nitelikli sağlık hizmeti sunamamaktan duyulan mutsuzluk", "yıpranma" ve "idari baskı" sorunlarının izlediğini kaydetti. Bir 14 Mart'ın daha, bu sorunlarla ve sağlığın uzağında geçtiğini belirten Dr. Bayazıt İlhan, "Herkes için eşit, nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti, hekimler ve sağlık çalışanları için iş, gelir, gelecek ve can güvencesi sağlanana dek 14 Mart’ların ve bütün günlerin bayram değil mücadele günleri olarak yaşanacağını duyuruyoruz. Bu 14 Mart’ta da tüm Türkiye’de alanlardayız. Öne çıkan taleplerimizi 14 Mart günü öğlen saatlerinde yapacağımız yürüyüşlerle, basın açıklamalarıyla haykıracak ve haklarımız, halkın sağlık hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz" diye konuştu.

 

10.03.2016

BASIN AÇIKLAMASI

Bir 14 Mart Daha Sağlığın Uzağında Geçiyor

Değerli Basın Emekçileri,

Bu yıl 14 Mart’a maalesef acı, kan, gözyaşı içinde giriyoruz. Ülkemiz bir yangın yeri. Barış, huzur ihtiyacındayız. Bunun vurarak kırarak sağlanamayacağını görüyoruz. Ülkemizde barışı, öldürerek değil yaşatarak temin etmenin yollarını mutlaka bulmak zorundayız.

İçinde bulunduğumuz ortamda emeğin taleplerinin karşılık bulması da zorlaşıyor. Bir 14 Mart’ı daha sağlıksız bir Türkiye’de karşılıyoruz. Biliyorsunuz uzun yıllardır bizler 14 Mart’ları bayram olarak göremiyoruz. Sağlık alanındaki sorunlar, hastalara müşteri gözüyle bakılması, hekimlerin, sağlıkçıların uğradığı baskı, şiddet, insanlık dışı çalışma şartları, sömürü düzeni buna engel. İşte bu günlerde bizler bir araya gelerek dayanışma içinde sağlık alanındaki sorunları kamuoyunun dikkatine getirmeye çalışıyoruz.

Bu yıl meslektaşlarımıza önceden belirlenmiş 10 sorunumuzdan hangi üçünün kendileri için daha önemli olduğunu sorduk. Bugün sizlerle bu sonuçları paylaşmak istiyoruz.

Sorunlar şunlardı:

Geleceğim için kaygılıyım, emekli aylıkları çok düşük.

Nitelikli hizmet sunamamaktan dolayı mutsuzum.

Dinlenemiyorum, kendimi sürekli yorgun hissediyorum, iş yüküm çok ağır.

Şiddete uğruyorum, çalışma ortamları güvenli değil.

Geçinemiyorum.

Yöneticiler adaletsiz, baskıcı, kayırmacı.

Mesleki olarak kendimi yenileyemiyorum, mesleki doyumum yok.

İş güvencem yok, işten atılma/sürgün tehdidi hissediyorum.

Çalışma alanlarımızda iş barışı yok.

Yıpranıyorum, yıpranma payımı alamıyorum.

 

Bu on sorundan her sağlıkçı üçünü elektronik ortamda ya da işyerlerinde kurduğumuz standlarda işaretleyerek bizlere gönderdi.

Ankete 4369 sağlık çalışanı katıldı.

 

Sonuçlar şu beş sorunun öne çıktığını gösterdi:

Geleceğim için kaygılıyım, emekli aylıkları çok düşük.

Dinlenemiyorum, kendimi sürekli yorgun hissediyorum, iş yüküm çok ağır.

Nitelikli sağlık hizmeti sunamamaktan dolayı mutsuzum.

Yıpranıyorum, yıpranma payımı alamıyorum.

Yöneticiler adaletsiz, baskıcı, kayırmacı.

Bütün diğer sorunlar bir yana meslektaşlarımıza “Bugün nasılsın?” sorusunu soran birisinin alacağı samimi yanıt demek ki ağırlıkla “Baskı altında çalışıyorum, yıpranıyorum, karşılığını alamıyorum, dinlenemiyorum, sürekli yorgunum, geleceğim için kaygılıyım, nitelikli sağlık hizmeti veremiyorum” olacaktır.

Sağlık Bakanlığı’na sesleniyoruz. İşte sağlık hizmetini verenlerin, bizlerin durumu budur. Bu şartlarda iyi sağlık hizmeti verilebilmesi de maalesef mümkün değildir.

Değerli Basın Emekçileri,

Biliyorsunuz önde gelen sorunlarımızdan birisi de şiddettir. Sağlıkta dönüşüm programı ile sağlıkçıya yönelik şiddet her geçen gün artmaktadır. Meslektaşlarımız görevleri başında katledilmektedir. Sadece geçen yıl iki meslektaşımızı hastanelerdeki şiddete kurban verdik. Geçtiğimiz dönemde TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulmuş, sağlıkta şiddeti önleyecek yasal düzenleme yapılması gereği komisyonca da raporlaştırılmıştır. Ancak, caydırıcı yasal düzenlemeler henüz yapılmamıştır.

Yaptığımız anket bize çok önemli bir veriyi de sunuyor. Meslektaşlarımız hasta yakınından gelen şiddetten de daha fazla “amir baskısından, şiddetinden” yakınıyorlar. Sağlıkta dönüşüm programı ile yıllardır baskıyla, zorla çalıştırılıyoruz. Bu anketle bir kez daha vurgulanmış oluyor ki bugün sağlık alanında kamuda ve özelde zorla çalıştırma vardır. Bu zorla çalıştırmanın çok ağır sonuçlarını kimi zaman görüyoruz. Hemşire Sevilay Ayva’yı görevi başında kalp krizinden, Silivri’de Dr. Atakan Karanfil’i aile sağlığı merkezinde çalışırken, özel bir hastanede görev yapan Dr. Cenk Yavaş’ı daha geçen ay, Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi’nde Dr. Ahmet Cihat Akçay’ı görevi başında kaybettik. Bunların yanında pek çok intihar vakası da yaşanmaktadır.  Maalesef bunların tümü önlenebilir ölümlerdir! Başta Bakanlık olmak üzere ilgililerin bu konudaki duyarsızlığı, bütün uyarılara rağmen etkili ve akılcı çözümler üretememeleri, biz sağlık çalışanları açısından düşündürücü ve endişe vericidir.

Yaptığımız bu çalışma bir kez daha göstermiştir ki içimizde en zor durumda olan, asgari ücretle ve iş güvencesinden yoksun olarak çalışan Taşeron Sağlık Çalışanlarıdır! Anket sonucuna göre taşeron sağlık çalışanları en çok işten atılma korkusu yaşamakta ve ücret politikaları nedeniyle geçim zorluğu yaşamaktadır. Hükümet seçimlerde taşeron çalışanlara kadro verme vaadinde bulunmasına rağmen, bu konuda bir düzenleme yapmamakla birlikte, “asıl iş” kavramıyla güvenceli kadroları iyice kısıtlayan, taşeron çalışmayı bütün emekçilere yaymayı planlayan bir anlayışla düzenlemeler yapacağının sinyallerini vermektedir.

Önceliğini sağlık çalışanının belirlediği sorunları görünür kılmak adına 14 Mart’ta nasıl bir eylem planlayalım? sorusuna meslektaşlarımızın ağırlıklı yanıtı “yetkililerle bir kez daha görüşüp sorunların aktarılması ve çözüm istenmesi” oldu. Bu yönde de çalışmalar yaptığımızı bilginize sunuyor, Sağlık Bakanı’nı sağlık çalışanlarının sorunların çözümü için samimiyetle konuya yaklaşmaya ve kurumlarımızla işbirliğine çağırıyoruz.

Değerli Basın Emekçileri,