Tüm sağlık çalışanlarına güvenceli iş, güvenceli ücret, güvenceli gelecek!

64. AKP Hükümeti, seçimlerin ardından, 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası'nda ve sağlık hizmetini "asıl iş - yardımcı iş" biçiminde ayırmayı hedefleyen kimi yasal değişikliklerin yapılacağının işaretini veriyor. Sağlık çalışanlarını daha da güvencesiz çalıştırmanın önünü açacak bu düzenlemelere karşı çıkan sağlık meslek örgütleri 16 Aralık 2015 tarihinde ortak basın toplantısı düzenlediler. Basın toplantısında, "tüm sağlık çalışanlarına güvenceli iş, güvenceli ücret ve güvenceli gelecek" talebi tekrarlandı ve sağlıkta taşeron çalışmaya son verilmesi istendi. 

TTB Merkez Konseyi binasında düzenlenen basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt ilhan, Dev Sağlık İş Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Sekreteri Mehmet Can Özkaya ve Türk Hemşireler Derneği'nden Tuğba Aksoy katıldılar.

Sağlık hizmeti asıl iş-yardımcı iş şeklinde ayrılamaz!

Basın toplantısının açılışında konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, sağlık hizmetinin kamu ve ekip hizmeti olduğunu, sağlık hizmetinin "asıl iş-yardımcı iş" biçimde ayrılmasının mümkün olmadığını belirterek, sağlık emekçilerinin güvenceli iş mücadelesinin de kamusal ve nitelikli bir sağlık hizmeti mücadelesinin ayrılmaz parçası olduğunu kaydetti. 

Düzenleyici örgütler adına ortak açıklamayı okuyan Dev Sağlık İş Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, sağlık hizmetlerinin bir kamu hizmeti olduğunu unutturmak isteyenlere karşı sağlık çalışanlarının ortak mücadelesinin süreceğini vurguladı. 

THD'den Tuğba Aksoy, "taşeron çalışma" dendiğinde hemşirelerin ilk düşünülen meslek grubu olduğunu ve hep tehdit altında olduğunu belirterek, "Meslektaşlarımızı bunun farkında olmaya çağırıyoruz. Meslektaşlarımızın hakkını ve halkın sağlık hakkını savunmaktan başka sözümüz olamaz" diye konuştu.

SHUD Genel Sekreteri Mehmet Can Özkaya, sağlık emekçilerinin olumsuz koşullarda çalışmasının sağlık hizmetini alan vatandaşları da etkileyeceğine dikkat çekti. Özkaya, "İş güvenliği olmayan, taşeron baskısı altında yaptıkları işe konstantre olamayan, ücretlerini alamayan ve geçim derdi içinde olan sağlık emekçilerinin durumu yaptıkları hizmete yansıyacaktır. Hizmet alanlar da bundan etkilenecektir. Hizmeti alanların da, sunanların da olumsuz etkilenmesini istemiyoruz" dedi.

657'de değişiklik: Bahanesiz işten atma hesabı

SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara da, 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası'nda yapılacağı belirtilen değişikliklere işaret ederek, Hükümet'in "müjde" ve "iyileştirme" olarak sunduğu bu değişiklikle çalışanların iş güvencesinin tümüyle ellerinden alınacağını vurguladı. Kara, "İstediklerini istedikleri şekilde işten atmanın hesabını yapıyorlar. İstemediklerini bahanesiz şekilde işten atmaya çalışıyorlar. Dikensiz gül bahçesi yaratmak istiyorlar ama bunu yapamayacaklar" diye konuştu. 

Güneydoğu'da sağlık hizmetlerinin durumu

Basın açıklamasının ardından, Dr. Bayazıt İlhan, gazetecilerin Güneydoğu'da sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü ilçelerde sağlık hizmetlerinin nasıl etkilendiğine ilişkin sorusunu yanıtladı. İlhan, 7 Haziran seçimleri sonrasında tırmanan şiddet ortamının bölgede sağlık hakkından, sağlık hizmetinden söz etmeyi imkansızlaştırdığını söyledi. Bu süreçte bir hekimin, bir hemşirenin bir de ambulans şoförünün yaşamını yitirdiğini belirten İlhan, yasaklar nedeniyle vatandaşların sağlık hizmeti alamaz hale geldiğini, evi hastanenin yanında olmasına karşın evde doğum yapan, diyalize gitmek için beyaz tülbentle sokağa çıkan insanlar olduğunu anımsattı. 

Son durum itibarıyla, Sağlık Bakanlığı'nın sağlık çalışanlarını nöbet sistemiyle çalıştırmaya başladığını aktaran İlhan, Sağlık Bakanlığı yetkililerin sorulara verdiği yanıtların durumun vahametini ortaya koymaya yettiğni söyledi. İlhan, Sağlık Bakanlığı yetkililerinin "sağlık çalışanlarının can güvenliği açısından hastanenin bir bölümünün misafirhaneye dönüştürüldüğünü, hastane içinde kalmalarının sağlandığını" aktardıklarını kaydetti. Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye'nin dört bir yanından gönüllü hekim aradığını, buna karşın Bakanlık'tan halen resmi bir açıklama yapılmadığını belirten Bayazıt İlhan, şöyle konuştu;

"İçler acısı bir tablo. Adı konmamış bir savaş yaşandığını, can güvenliği kalmadığını, bunun sağlık çalışanları için de geçerli olduğunu görüyoruz. Sorunun çözümü daha da zorlaşmadan bir an önce silahlar susmalıdır. Böylesi bir Türkiye ortamını kabul etmiyoruz. Alandaki bütün özneler sorumluluk almalı ve barışçıl adımlar atılmalıdır."

Aynı soruyla ilgili olarak Dr. Arzu Çerkezoğlu da, çatışmalı ortamın sağlık çalışanlarını ve sağlık hizmetini de etkilediğini belirterek, "Bu tablo bir an önce ortadan kalkmalı, herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. Herkes tarihsel sorumluluk altındadır" diye konuştu. 

 

 

16.12.2015

BASIN AÇIKLAMASI

Tüm Sağlık Çalışanlarına Güvenceli İş Güvenceli Ücret Güvenceli Gelecek

Sağlıkta taşeron çalışmaya son verilsin!

Sağlık emekçilerine karşı yeni bir saldırı hazırlığı ile karşı karşıyayız. Sağlık hizmetlerinin bir işletme mantığı ile, daha fazla kar etmek amacıyla sunulmasını öngören Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın ardından şimdi sağlık çalışanları daha da güvencesiz çalışmaya mahkum edilmek isteniyor.

Bilindiği gibi AKP hükümetinin çıkardığı ilk yasalardan olan ve 10.6.2003'de yayınlanan 4857 sayılı İş Kanunu ile taşeron çalışma biçimi yerleşik hale getirilmiş idi. Esnek ve güvencesiz çalışma temel çalışma rejimi haline getirilmek için 4857 sayılı İş Kanunu içerisinde pek çok yasal düzenleme yer almıştı.

Sağlık emekçilerinin mücadeleleriyle taşeron düzeninin hukuksuzluğu hem mahkemelerce hem de toplumun geniş kesimlerince kabul edilmişti. Hiçbir AKP hükümetinin uymadığı mahkeme kararlarına karşı 64. Hükümet de hastanelerde taşeronu yasallaştırma çabası içinde. Seçimlerden önce “taşeron işçilere kadro müjdesi” diye manşetler attıranlar, seçimlerden sonra “Asıl iş-yardımcı iş” ayrımı ile taşeron köleliğini kalıcı hale getirmeye çalışıyorlar. Sağlık hizmeti üretiminde çalışan hemşire, ebe, sağlık memuru, teknisyen, sosyal hizmet  uzmanı, hasta bakıcı, bilgi işlem çalışanları, sağlık temizlik işçisi ve hastane yemekhane ve güvenlik işçileri asıl işi yapmaktadır. Sağlık hizmetleri bir bütündür. Yasal ve insani olan tüm sağlık emekçilerinin ayrımsız, kayıtsız, şartsız kadrolu çalışması, güvenceli bir işe kavuşmasıdır.

Seçimlerden önce taşeron işçilere verdikleri sözleri seçimlerden sonra unutanlar, bununla da yetinmiyor. 657 sayılı yasayla kısmi iş güvenceleri olan emekçileri de güvencesizleştirme planları yapılıyor. 657 sayılı yasa ile kazanılmış hakları gasp ederek, tüm emekçileri güvencesizlikte eşitlemek istiyorlar.

Güvencesizlik sadece sağlık çalışanlarını değil sağlık hizmeti alan herkesi tehdit etmektedir. Daha fazla kar elde etmek için sağlık emekçilerini bir “maliyet” unsuru olarak gören ve emeklerini değersizleştiren zihni