Dr. Kamil Furtun cinayeti göz göre göre geldi

Sağlık meslek örgütleri, 29 Mayıs 2015’de Samsun’da görevi başında silahlı saldırıda öldürülen Dr. Kamil Furtun'un katilinin yargılanacağı davanın 18 Eylül 2015 tarihinde yapılacak ilk duruşmasının öncesinde ortak basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında, hastanedeki sağlık çalışanlarının anlatımlarının ve bazı hastane tutanaklarının Dr. Kamil Furtun cinayetinin göz göre göre geldiğini ve hastane güvenliğini sağlamakla yükümlü olan herkesin ciddi ihmalleri bulunduğunu ortaya koyduğu belirtildi. 

Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, Türk Dişhekimleri Birliği adına Dt. Serdar Sütçü, SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara ve TMRT-Der Başkanı Nezaket Özgür katıldılar. Açıklamayı yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, sağlık alanında uygulanan politikaların ve yöneticilerin sağlık çalışanlarına yönelik olarak kullandığı dilin sağlık alanındaki şiddeti körüklediğini ancak Furtun cinayetinin başka boyutları da olduğunu söyledi. Dr. Kamil Furtun'u öldüren kişinin hastane çalışanı olmadığı halde hastane içinde sürekli dolaşan ve daha önce başka sağlık çalışanlarına da şiddet uyguladığı bilinen bir kişi olduğunu belirten İlhan, bununla ilgili iki belgeyi basın mensuplarına sundu. 

İlhan, başka ülkelerde Sağlık Bakanı'nın istifasını gerektirecek böyle bir olayda, bugüne kadar ne kimsenin istifa ettiğini, ne de kimsenin görevden alındığını söyledi. Bunun aksine hastane çalışanları hakkında bilgi "sızdırdıkları" gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını belirten İlhan, 18 Eylül 2015 tarihinde gerçekleştirilecek duruşma tarihinde Samsun Adliyesi'nde olacaklarını ve bu olayın peşini bırakmayacaklarını kaydetti. 

Serdar Sütçü, Dr. Kamil Furtun cinayeti ile ilgili olarak bir araştırma komisyonu kurulduğunu anımsatarak, "Ancak dağ fare doğurdu" diye konuştu. Sağlık alanındaki şiddetin bir de görünmeyen boyutu olduğunu belirten Sütçü, her gün onlarca sağlık çalışanının şiddete uğradığını kaydetti. Sütçü, Türk Dişhekimleri Birliği olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini duyurdu. 

TMRT-Der Başkanı Nezaket Özgür de, radyoteknoloji çalışanlarının hastanelerin genellikle en ıssız, en karanlık, en izbe yerlerinde görev yapan bir meslek grubu olduğunu belirterek, hem çalışma ortamlarında önlem alınmasını, hem de Furtun cinayetinde olduğu gibi bu kadar göz göre göre gelen olayların önlenmesini istediklerini belirtti. Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanlara yeterince yaptırım uygulanmadığını kaydeden Özgür de bu sürecin takipçisi olacaklarını sözlerine ekledi. 

SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara da, bu cinayetin sorumlusunun sadece cinayeti işleyen kişi olmadığını söyledi. AKP'nin ve sağlık alanında uygulanan politikaların sağlık alanındaki şiddetin baş sorumlusu olduğunu belirten Kara, bu cinayetin faili ve azmettirenleri hakkına gerekenlerin yapılması için mücadele edeceklerini kaydetti. 

Belge 1

Belge 2

11.09.2015

 

BASIN AÇIKLAMASI

Belgeler Gösteriyor: Dr. Kamil Furtun Cinayeti Göz Göre Göre Geldi!

Dr. Kamil Furtun’u kaybetmemizin üzerinden neredeyse 4 ay geçti. Acılıyız, öfkeliyiz…

Bir hafta sonra, 18 Eylül 2015 günü  katilinin yargılamasında ilk duruşma yapılacak.

Dr. Kamil Furtun’un  29 Mayıs 2015’de Samsun’da görevi başında silahlı saldırıda öldürülmesinin arka planında çok ciddi ihmallerin olduğu görülüyor. Hastanedeki sağlık çalışanlarının anlatımları ve elimizdeki belgeler Kamil Furtun cinayetinin “geliyorum” dediğini, hastanede güvenliği sağlamakla yükümlü olan herkesin ciddi ihmalleri olduğunu gösteriyor.

Söz konusu cinayetin faili İsmail Koyun sabıkası, hakkında çok sayıda savcılığa yansımış dosyası bulunan, yıllardır hastane içinde ve çevresinde dolaşıp rahatsızlık veren, sağlık çalışanlarında ve personelde huzursuzluk ve endişeye yol açtığı bilinen bir kişi. Hastanedeki sağlık çalışanları, hakkında pek çok şikayet olduğunu, tutanaklar tutulduğunu belirtiyorlar.

Çarpıcı iki belge her şeyi anlatıyor.

Birincisi 6.11.2013 tarihli Nöbet Defteri. Buna göre İsmail Koyun o gün akşam sekiz sıralarında nöbetçi santral memurunu yumrukluyor. Nöbetçi santral memurunun bu olayda burnu kırılıyor, ama İsmail isimli şahsın bütün saldırganlığına karşın korunmasının/cezalandırılmamasının yarattığı kaygının da etkisiyle şikayetçi olmadığı anlaşılıyor. Hastane idaresinin ise tarafların şikayetçi olmadığı gerekçesiyle hiçbir işlem yapmadığını öğreniyoruz. Oysa, bilinmektedir ki kasten yaralama fiili kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmiş ise suçun kovuşturulması şikayete bağlı değildir. Bu nedenle polis tarafından herhangi bir işlem yapılmaksızın olayın işlemsiz bırakılması kabul edilemez. Ayrıca, bir görevlinin görev yeri olan Hastane’de, saldırıya uğramış olmasının Baştabiplik tarafından hiçbir soruşturmaya tabi tutulmaması, üstelik saldırganın olaydan sonra da Hastanede bulunmaya devam etmesi anlaşılır gibi değildir.

İkinci belge daha da çarpıcı. Dr.Kamil Furtun’un öldürülmesinin hemen bir gün öncesinde 28.5.2015 tarihinde, Hastane’de yapılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kurul Toplantı tutanağı. Bu Tutanakta, Hastane içinde sürekli olarak İsmail isimli şahsın bulunduğu ve bunun uzaklaştırılabilmesi için neler yapılabileceğinin görüşüldüğü anlaşılıyor. Dolayısıyla, Dr.Kamil Furtun’un katil zanlısı olan İsmail Koyun’un Hastane’de yarattığı huzursuzluk İş Sağlığı ve Güvenliği Kurul’unda gündem olacak kadar ayyuka çıkmış olmasına karşın herhangi bir önlem alınmadığı açıklıkla görülüyor.

Bu kadar sorun çıkaran ve hastane personelinde bu kadar tedirginliğe sebep olan, saldırılar gerçekleştiren bu şahıs nasıl olmaktadır da hastaneye elini kolunu sallayarak, belinde silahla girip çıkabilmektedir? Hastane idaresi neden hiçbir şikayette bulunmamış,  yasal görevlerini yerine getirmemiş, önlem almamıştır. Nasıl olmuştur da bu ihmaller zinciri herkes tarafından sevilen, bilgisi, becerisi ve kişiliğiyle tüm Samsun’un sevgilisi olmuş Dr. Kamil Furtun’un öldürülmesine kadar gidebilmiştir? Hastane idaresi neden çekinmiştir?

Peki bu olayda açık ihmali olan bunca hastane idarecisine ne oldu dersiniz? Hiçbir şey! Hepsi görevlerine devam ediyorlar, koltuklarında oturuyorlar. Üstelik olayın açığa çıkmasını engellemek için, bilgi ve belgeleri “sızdırmakla” suçladıkları hastane çalışanlarına soruşturma açıyorlar, onları yıldırıyorlar! Sağlıkçıların sesini kesmeye çalışıyorlar. Böylesine bir durumun nitelikli bir kamu yönetimiyle, akılla, vicdanla bağdaşır yanı yoktur.

Başta Samsun Kamu Hastane Birliği Genel Sekreteri ve Hastane Başhekimi olmak üzere çalışanların sağlığından ve güvenliğinden sorumlu olanlar bu hastanede bir hekim öldürüldüğü halde görevlerine devam ediyorlar. Sağlık Bakanlığı aradan 4 ay geçtiği halde hiçbir idari tasarrufta bulunmadı. Gerçekten demokratik bir ülke olsa Sağlık Bakanı’nın istifa etmesini gerektirecek bu olayda kimse yerinden kıpırdamadı.

Bu belgeleri ve sağlık çalışanlarından aldığımız geri bildirimleri konuyu inceleyen Vali Yardım