DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Meclis`i Göreve Çağırıyor: Saray Ülkeyi Yakarken Meclis Tatil Yapamaz

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB genel başkanlarının katılımıyla 14 Ağustos 2015 Cuma günü TBMM Dikmen Kapısı girişinde bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasına Türk Tabipleri Birliği adına Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan ve Merkez Konseyi Üyesi Dr. Hüseyin Demirdizen katıldı. Basın açıklaması KESK Eş Başkanı Şaziye Köse tarafından okundu.

 

 

14 Ağustos 2015

DİSK, KESK, TMMOB, TTB tarafından TBMM Dikmen Kapısı girişinde yapılan basın açıklaması:

Saray ülkeyi yakıyor, Meclis tatil yapıyor!

7 Haziran Genel Seçimleri ile çoğunluğu yitiren, Recep Tayyip Erdoğan'ı Başkanlığa taşıyamayan siyasi iktidar, hazmedemediği seçim sonuçlarının bedelini yurttaşlarımıza ödetmek için düğmeye basmıştır.

Suruç katliamıyla başlayan kirli senaryoda, AKP oyunu 2-3 puan artırmanın hesaplarını yaparken ülkenin dört bir yanından ölüm haberleri gelmektedir. 

Türkiye seçilmemiş, istifa etmiş, geçici bir hükümet eliyle uçuruma sürüklenmektedir.

Sandıkta kaybettikleri oyları savaş mevzilerinde  kazanmayı planlayanlar, kan ve ceset fışkıran bu toprakları bir kez daha kan ve gözyaşı ile sulamaktan çekinmemektedir. 

Suruç'ta 32 insanımızın öldürüldüğü katliamın ardından hükümetin attığı her adım ülkeyi uçurumun eşiğine getirmiştir.

Suriye başta olmak üzere Ortadoğu'ya yönelik savaşı kışkırtan, politikaları sorgulanan hükümet, bu politikaları daha da derinleştirmeyi, savaşı ülke içine de taşımayı tercih etmektedir.

Hırsızlık operasyonlarında evlatlarına ifade bile verdirmeyenler, bu ülkenin yoksul, emekçi çocuklarına "şehadet kıyamete kadar” diyerek onları feda edeceklerini utanmadan, sıkılmadan itiraf etmektedirler.

Anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı "İç Güvenlik Yasası”nın da sınırlarını aşan polis devleti uygulamaları ülkemizde demokrasinin son kırıntılarını da ortadan kaldırmıştır.

Bu politikalardan emek örgütleri ve emekçiler de nasibini almış, sendika binaları basılmış, grevler yasaklanmış, hak mücadeleleri polis şiddeti ve baskısıyla engellenmeye çalışılmıştır.

Suruç Katliamı'ndan sonra IŞİD'e karşı hava harekâtı ve gözaltı operasyonu başlattıklarını söyleyen AKP'nin o günden sonra IŞİD'ten bir kelime dahi bahsetmemesi manidardır. AKP, çeşitli biçimlerde desteklediği IŞİD'i ve benzeri çeteleri değil emekten, barıştan, demokrasiden yana güçleri "terörist” olarak yaftalamaktadır.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, ırkçı-mezhepçi ayrımcılığı bizzat kendi ağzından yaygınlaştırmakta, halkların arasında kin ve düşmanlık tohumları ekmeye çalışmaktadır.

Ülkenin her yanından ağıtlar yükselirken, ülke adım adım savaşa sürüklenirken TBMM tatile sokulmuş, ülke seçilmemiş bir hükümet ve o hükümete hükmeden tek bir kişi tarafından fiilen yönetilmeye başlanmıştır.

Halkın %95'inin temsil edildiği bir meclis işlevsizleştirilerek, ülkenin geleceği, kendi tek adam diktatörlüğü için hiçbir çılgınlıktan kaçınmayacağı belli olan bir kişinin eline teslim edilmiştir. Düne kadar "sandık iradesi” diyenler bugün seçim sonuçlarını yok saymakta, fiili bir tek adam diktatörlüğü süreci işletmektedir.

Seçim sonuçlarına saygı gösterilmeyecekse, seçimler niye yapılmıştır? Ülke bu kadar kritik bir dönemden geçerken milletvekilleri neden tatil yapmaktadır? Gün tatil yapma günü değil sarayları korumak için tüm ülkeyi ateşe atan bu çılgınlığa son verme günüdür.

TBMM derhal toplanmalı ateşe benzin değil su taşımalıdır. Bunun yolu bellidir:

Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikalar derhal terkedilmeli, barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımlar derhal atılmalıdır. Çatışmalar derhal durdurulmalıdır.

IŞİD başta olmak üzere ulusal/uluslararası cihatçı örgütlere yapılan askeri, ekonomik, siyasi yardımlara son verilmelidir.

İç Güvenlik Yasası ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yönetmeliği başta olmak üzere, düşünce ve ifade özgürlüğünün askıya alındığı, olağanüstü hal rejimi uygulamalarına derhal son verilmelidir.

Bizler emek ve meslek örgütleri olarak sadece seçim sonrası gelişmelerle ilgili değil, seçimlerden önce verilen sözlerin yerine getirilmesi için de TBMM'ni toplanmaya çağırıyoruz. Meclis Başkanı, AKP ve Saray'ın talimatları doğrultusunda hareket etmeyi bırakmalı, yetkisini kullanarak TBMM'yi derhal toplamalıdır.

Muhalefet partileri seçim öncesi beyanlarında işçilere ve emekçilere de çeşitli sözler vermişlerdir. Taşeronlaştırmaya son verilmesi, açlık sınırının çok altındaki emekli maaşlarının ve asgari ücretin artırılması gibi emeğe yönelik sözlerin tutulması gibi konularla ilgili çalışmalara derhal başlanmalıdır. Kamu emekçilerinin doğal hakları olan grevli, toplu iş sözleşmeli sendika hakkı bir an önce yasalaştırılmalıdır.

Bu ülkede adı konulmamış bir başka savaş da çalışma yaşamında yaşanmaktadır. Her gün oluk oluk işçilerin kanı akmaktadır. 2015 yılında bugüne kadar 1000 civarında işçi kardeşimiz hayatını kaybetmişken iktidar partisi hiçbir şekilde bu kandan rahatsızlık duymamaktadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmadığı için hiçbir işverenin üzerine "kararlılıkla” gidildiği, kolluk kuvvetlerinin ve tüm devletin seferber olduğu görülmemiştir. İşçiler bu toprakların insanı, bu ülkenin yurttaşı değil midir? Kendi dışındaki herkesi "terör” ile suçlayan AKP,  işçilere karşı sistematik terörü görmezden gelmekte, aksine cinayetleri kolaylaştıran adımlar atmaktadır. Geçici hükümetin madenlerdeki teçhizatların yenilenmesini 5 yıl ertelemesi, işçinin canının bu iktidarı gözünde hiçbir kıymetinin olmadığının kanıtıdır. Geçici hükümetin bu kararını meclisten döndürmek mümkündür ve TBMM işçi kanını akıtılmasına son vermek için de derhal toplanmalıdır.

Kısacası, barıştan, emekten ve demokrasiden yana olan milletvekilleri parlamentoya dönmeli, bunların düşmanı olanları çok meraklı oldukları tatilleriyle başbaşa bırakmalı, halklarımıza deşifre etmelidirler.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak buradan bir kere daha ilan ediyoruz: 

Bizler AKP'nin otoriter rejimini kabul etmedik, etmeyeceğiz.

Bizler çocuklarına paralı askerlik yaptırıp halkın çocuklarını feda etme planlarına izin vermeyeceğiz.

Bizler bu ülkenin alınterimizle var ettiğimiz kaynaklarının, Ortadoğu'da ve Türkiye'de kan dökmek için, savaş için kullanılmasına direneceğiz. 

Bizler AKP'nin halkı din, dil, ırk, cinsiyet eksenli ayrıştırma politikalarına teslim olmayacağız.

Bizler evlatlarımızı saraylara, emeğimizi hırsızlara teslim etmeyeceğiz.

Bu iktidarın, bu savaşların, yoksulluklarla ve güvencesizlikle kuşatılmış yaşamlarımızın ve bu korkunç düzenin eseri olan ölümlerimizin kader/fıtrat olmadığını biliyoruz.

Bizler dün olduğu gibi bugün de, hatta dün olduğundan da y